Lohusalık Dönemi

19 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Lohusalık dönemi 

doğumudan sonraki ilk 6 hafta olarak düşünebiliriz. Lohusalık sürecinizin sonunda gebeliğinizde vücudunuzun yarattığı fizyolojik ve psikolojik bir takım değişimler, eski haline geri dönecektir.

  • Gebelik  döneminde artan sıvı ihtiyacı nedeni ile süreç içinde kan hacminizde ve dokularınızda bir takım fizyolojik ödemler oluşabilir. Lohusalıkta vücutta biriken bu fazla sıvı idrar yolu ile veya terlemeyle atılır.
  • Hamilelik döneminizde artmış olan solunum sayısı ve kalp atım sayısı eski değerlerine geri döner.
  • Hamilelik döneminizde başlayan nefes darlığı, varis, hemoroid ve rahimdeki baskı hissi, bebeğin doğumundan itibaren kaybolur.
  • Lohusalık döneminde idrar yollarında değişiklikler yaşanır. Hamilelik döneminizde rahmin mesaneye yaptığı bası nedeni ile kapasitesi azalır ve buna bağlı olarak sık sık ancak az miktarda idrar yapma ihtiyacı oluşur.

Meme Kanseri ve sebepleri

19 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Meme sırasıyla deri, deri altı dokusu, corpus mama yani parankim dokusundan oluşur. Bayanlarda en sık görülen kanserlerdendir meme kanseri. Kadınların meme kanserine yakalanma oranı 1/8’dir. Yani her 8 kadından biri meme kanserine yakalanır.

Memede rastlanan her kitle kanser değildir. Memenin birçok selim hastalıkları da vardır. Örneğin fibrokistik meme hastalığı çok sık olup selim tabiatlıdır. Kanserleşme oranı son derece düşüktür. Fibro adenom denen sert kitleler halinde ele gelen yapılar da selim tabiatlı olup azda olsa kanserleşme riski taşırlar. Yine meme dokusu kistik bazı lezyonlarında bulunabileceği bir dokudur.

Meme kanseri sebepleri

  • Sporadik: Ailede meme kanseri olan kimse yoktur. Oran %75-90’dır.
  • Ailesel meme kanseri: Ailede akrabalar arasında meme kanseri olanlar vardır

çatlaklar

19 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Gebelik 

çatlağı, gebeliğin son dönemine doğru özellikle karında oluşan küçük, içe doğru çökmüş çizgilerdir. Hızla büyüyen bebeğinize uyum sağlamaya çalışan cildiniz, bu çatlakları oluşturur. Bazı kadınların karın dışında kalça, uyluk ve memelerinde de görülebilir. Çatlaklar, cilt altında bulunan elastik destek dokudaki değişiklikler nedeniyle oluşurlar. Önce pembe renkli olur, daha sonra cilt renginize bağlı olarak kırmızı-kahverengine, mor renge veya koyu kahverengine döner. Daha sonra renkleri solar ancak tamamen kaybolmazlar.

Çatlak oluşup oluşmayacağı önceden anlaşılır mı?
Bunu söylemek zordur. Gebe kadınların en az yarısında çatlak oluşur. Fakat neden bazılarında oluşup, diğerlerinde oluşmadığı tam olarak bilinmemektedir. Bunda genetik faktörlerin rolü vardır. Eğer annenizde veya kız kardeşinizde gebeliklerinde bu tür çatlaklar oluşmuşsa, muhtemelen sizde de oluşacaktır.
Sizde çatlak oluşması biraz da gebeliğiniz süresince, cildinizin ne kadar ve ne hızda genişlemek zorunda kalacağına bağlıdır. http://www.hamilemiyim.net
Normalde cildiniz oldukça esnek yapıdadır. Fakat gebelikle birlikte alınan kilolar çok fazladır ve bu da cildinizin kapasitesini aşar. Böylece çatlaklar oluşur.
Çatlak oluşma riskinin yüksek olduğu durumlar şunlardır;

  • Çok hızlı bir şekilde kilo alınması.
  • Çoğul gebelik olması.
  • İri bebek olması.
  • Amnion(gebelik kesesi sıvısı) sıvısının fazla olması.

Çatlak oluşmasını önlemek için ne yapılabilir?
Maalesef yapılabilecek çok fazla bir şey yoktur. Tavsiye edilen miktardan fazla kilo almamak (genelde 12-15 kg) ve alınan kiloların da yavaş yavaş alınması çatlak oluşma riskini azaltacaktır.
Çatlak oluşmasını önlediğine dair kanıtlanmış hiçbir krem, merhem veya yağ yoktur. Ancak göbeğiniz büyüdükçe iyi bir nemlendirici kullanmanız, cildinizi rahatlatacak ve en azından kaşıntınızı azaltacaktır.

Çatlaklar daha sonra düzelir mi?
Genelde doğumdan yaklaşık altı ile 12 ay sonra daha az dikkat çeker hale gelirler. Koyu renkler giderek solar ve normal cilt renginizden daha açık renge döner http://www.hamilemiyim.net (Her kadının cilt rengine göre bu renk değişik olabilir). Fakat çatlakların yapısı aynı kalacaktır.

 Çatlaklardan kurtulmak için daha sonra ne yapılabilir?
Eğer doğumdan sonra çatlaklarınız halen sizi rahatsız ediyorsa, bir dermatologla görüşerek onları azaltmanın yollarını arayabilirsiniz. Bu konuda pek çok tedavi seçeneği mevcuttur.
Tretinoin ve glikolik asit içeren yüzeysel uygulanan ilaçlar verilebilir. Retinoidler gebelik sırasında güvenle kullanabileceğiniz bir ilaç değildir. http://www.hamilemiyim.net Emzirme döneminde de güvenli olmadığına dair yeterli bilgi olmasa bile bu dönemde de, bundan kaçınmak uygun bir davranış olur. lazer tedavisiyle ilgili cildin esnekliğini ve renk koyulaşmasını düzeltebildiğine dair bazı kanıtlar vardır. unutmayın ki çatlakların tedavisi kozmetik bir konu olarak düşünüldüğü için kullanılan ürünler ve işlemler size biraz pahalıya mal olabilir.

Hamilelikte Seks

18 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Hamilelikte seks çiftten çifte değişmekle beraber genelde birinci üç ayda azalma, ikinci üç ayda artma,üçüncü üç aydada yine bir azalma söz konusudur.Hamileliğin ilk döneminde bir azalma olması süpriz değildir.Yorgunluk, bulantı, kusma, göğüslerde hassasiyet ve hormonsal değişimler cinselliğietkiler. İlk üç aylarını rahat geçiren kadınların cinsel istekleri tüm hamilelikte sıklıkla aynı kalır.Her zaman değil ama sıklıkla hamileliğin ikinci üç ayında,çiftler hamileliğe bedensel ve ruhsal olarak alışmış olduklarından cinsel ilgileriartar.

Doğuma yakın ise ilk zamanlarda olduğundan daha da fazla bir şekilde istek azalır ve nedenleride çok açıktır

Hamile Kalma Korkusu, Hamilemiyim..?

18 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji
  • Tam olarak birleşme olmadan temas olursa gebelik olur mu?

Erkek cinsel organının  vagina  içine girmeden dışarıdan sürtünme ile temas olması şeklidir.Tam bir birleşme olmadan ve penisin vagina içine girmeden gerçekleşen  ilişki sırasında , dışarıya boşalacak spermin  vagina ağzı ile teması sonucu ile gebelik olabilmektedir.

  • Cinsel birleşme sırasında çok kısa bir süre için vajina içine penisin girmesi ile gebelik oluşur mu?

Vajina ve penisin temasının bulunduğu tüm durumlarda gebe kalma riski vardır. Eğer bu temas sırasında  sperm boşalması (ejekulasyon ) oluşmuş ise gebelik ihtimali yüksektir. Bu birleşme şekli de cinsel temasla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamamaktadır

Kilo ve Hamile Kalamama İlişkisi

18 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Kilonuzun normalden az olması hamile kalmanıza engel olabilir. Vücuttaki yağ hücreleri birer minyatür hormon fabrikasıdır. Kadınlık hormonunun üçte ikisi yağ hücrelerinde üretilir. Vücuttaki yağ hücrelerinin sayısı ne kadar çok ise o kadar fazla östrojen yani kadınlık hormonu üretilir. Hamilelik için kadınlık hormonu düzeyinin normal sınırlar içinde olması gerekir. Az olduğunda veya fazla olduğunda sorunlar ortaya çıkar. Vücuttaki yağ miktarı normal değerin %10-15 altına indiğinde hormonal denge bozulur ve infertilite sorunu yaşanır.

Aşırı kilo kaybı ve aşırı zayıf olmak beyinden yumurtalıklara giden sinyallerin azalmasına neden olur. Bu durum da östrojen yani kadınlık hormonu üretiminiz azalır, rahmin iç tabakası gerektiüi gibi gelişmez ve döllenen yumurta rahme tutunamadığı için hamilelik gerçekleşmez. Aşırı zayıf olan kadınlarda hamile kalamama nedenlerinden biri de yumurtlamanın gerçekleşmemesidir.

Aşırı zayıf olan kadınlara kilo almaları ve kısırlık tedavisine kiloları normale geldikten sonra başlamaları önerilir. Normal vücut ağırlığına erişen kadınların birçoğu hiçbir tedavi görmeden hamile kalabilir.

Buraya kadar anlatılanlar aşırı zayıf kadınların hamile kalamama sorunlarına ilişkindi. Bir de aşırı kilolu kadınların durumlarını inceleyelim: Fazla sayıda yağ hücresi östrojendengesini bozar. Östrojen düzeyinin çok yüksek olması da yumurtlamayı önleyerek kısırlığa neden olabilir. Şişmanlık insülin miktarının artmasına bu da yumurtalıklardan fazla miktarda erkeklik hormonlarının salınmasına neden olur. Bu durum yumurtlamayı engelleyen sebepler arasındadır. Fazla kilolu olan kadınların kilo vermesi yumurtlama bozukluklarını düzeltir.

Gebelik Belirtileri

16 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

GEBELİK BELİRTİLERİ
Acaba gebe misiniz? Aslında adet kanamanız bir-iki hafta gecikene kadar hiçbir belirti sizin dikkatinizi çekmeyecektir. Eğer adet kanama döngüsünü takip etmiyorsanız veya takip etseniz bile aydan aya çok değişiklik gösteriyorsa kanamanızın ne zaman olması gerektiğini bilemeyebilirsiniz. Ancak aşağıda anlatacağımız belirtileri (tabii ki her kadın için aynı olmayacaktır) anlamaya başladığınızda, adet kanamanız da gecikdiyse gebe kalmış olabileceğinizi bilirsiniz. Bundan tam olarak emin olmak için daha sonra evde gebelik testinizi de yaparsınız. http://www.hamilemiyim.net
Şiş Ve Hassas Memeler
Gebeliğin erken belirtilerinden birisi şiş ve hassas memelerdir. Bunun nedeni hormon düzeylerindeki artıştır. Memelerdeki bu rahatsızlık hissi, adet kanaması öncesinde olan durumun biraz daha artmış şeklidir. Gebeliğin ilk üç aylık döneminden sonra, vücut bu hormon değişikliğine alışacak ve rahatsızlık hissi de azalacaktır

Meme Ucunda Akıntı

16 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Meme Başı Akıntısı Nedir?

Aniden meme başından akıntı gelmesi sizi endişelendirebilir. Ancak bu durum nadiren ciddi bir hastalıktan dolayı olur. Çünkü memede bezler vardır ve bu bezler, gebe olmasanız bile bazen sıvı salgılayabilirler.
Emzirme döneminde olmadan, meme başından sıvı madde gelmesidir. Meme başına pek çok kanal açıldığı için bu kanallardan bazılarından süt de gelebilir. Memelerin her ikisinden ya da sadece birinden akıntı gelebilir. Akıntı kendiliğinden ya da memenin sıkılmasıyla oluşabilir. Akıntının rengi süt gibi olabileceği gibi sarı, yeşil, kanlı veya kahverengi olabilir. Yoğunluğu da su gibi akışkan ya da koyu şekilde olabilir. http://www.hamilemiyim.net İlerleyen yaşlarda ve gebelik sayısında artma oldukça, meme başından akıntı gelme olasılığı da artmaktadır.

 Neden Olur?
Meme başı akıntısı tamamen normal kişilerde de olabilir. Sürekli meme başının emilmesiyle de uyarı sonucunda akıntı oluşabilir.
40 ve 50 li yaşlarda meme kanalının genişlemesi sonucunda da akıntı oluşabilir.

Emzirme

16 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Elbette ki anne sütünün ne kadar faydalı olduğunu söylemeye artık gerek yoktur. Bebeğiniz için en ideal besleyicileri içermektedir. Hazır mamaların sindirimi daha zor olur ve ayrıca anne sütündeki antikorlar bebeğinizin bağışıklık sistemini güçlendirecektir. Sizin açınızdan da emzirme, doğumdan sonra kilo vermenize yardım edecek bir olaydır. Fakat bütün güzel yanlarına rağmen bazen anne sütünü vermek zor olabilir. Tahmininizden daha fazla sabır ve çabaya ihtiyacınız olabilir. Burada size yardımcı olacak bazı noktaları hatırlatacağız.

Yapmanız Gerekenler
Doğum yapar yapmaz emzirmeye başlamak en doğrusudur. Bu arada hemşirenizden veya yakınlarınızdan yardım isteyebilirsiniz. Emzirme tekniğinizin doğru yerleşmesi, daha sonra yaşayabileceğiniz sorunları önlemek açısından önemlidir. http://www.hamilemiyim.net İlk birkaç hafta emzirmenin sık yapılması iyi olur. Çoğu yeni doğan bebeğin, iki-üç saatte bir emzirilmesi uygundur. Biraz yoğun olabilir ancak ne kadar sık emzirirseniz o kadar çok süt üretimi uyarısı olacaktır. Ayrıca bebeğinizin sakinleşmesine de yardımı olur.

Bebeğinizin Acıktığını Nasıl Anlarsınız?
Bebeğinizin acıktığında yaptığı hareketlere dikkat edin. Gerilme ve kıvranma gibi hareketlerin yanında emme ve dudak hareketleri de yapıyordur. Ardından ağlama ve çırpınma başlar.

Bebek Nasıl Emzirilir?
Emzirirken rahat olmalısınız. Bebeğinizin üzerine veya yan tarafına yaslanmayın. Bebeğinizi kucaklayarak memenize yakın tutun. Sırt ve kol desteği güzel olan koltuk veya sandalyeye oturabilirsiniz. Gerekirse de yastıklarla destekleyin. Yatarken ise her ikiniz yan pozisyonda, yüzleriniz karşı karşıya olacak şekilde uzanın. http://www.hamilemiyim.net Rahat bir pozisyon aldıktan sonra memenizin ucuyla bebeğinizin alt dudağına dokunun. Bebeğinizin ağzı tam olarak açıldığında, meme ucunun koyu olan kısmının tamamının, ağız içinde olmasına dikkat edin. Bebeğinizin dili, meme altında kalarak onu sağması ve ucundan süt akmasını sağlamalıdır. Bu işlemi(emme ve yutma) ritmik şekilde yaptığını takip edin. Eğer bebeğinizi, memeden ayırmak isterseniz, önce bir parmağınızı bebeğinizin ağzının köşesine sokarak emmesini azaltın, daha sonra çıkartın. Önce bir memenizi yumuşayana kadar emdirin. Daha sonra yuttuğu havayı çıkarmasına yardımcı olun. Ardından diğer memenizi emzirmeye başlayın. Eğer bebeğiniz halen açsa hemen emmeye başlayacaktır. Ancak doymuşsa emmek istemeyecektir. Siz de bir dahaki emzirmeye bu memenizden başlarsınız.

Emzirme sırasında bebeğiniz emmeye ara verip size veya etrafına bakarsa bu anın tadını çıkarmaya bakın. Bebeğinizle aranızdaki bağı güçlendirecek dakikalardır bunlar. Eğer bebeğiniz sürekli aynı memeden emmeye ısrar ederse diğer memenizi sağarak rahatlatın ve sütünüzü gerektiğinde kullanmak üzere saklayın. Genelde bebekler emerken mutludurlar. Ancak bunu sağlamak amacıyla emzikten, ilk başta uzak durmaya çalışın. Amerikan pediyatri birliği, emzik kullanmaya başlamak için bebeğinizin bir aylık olana kadar beklemenizi tavsiye etmektedir. Daha erken verirseniz emzirmede sorun yaşayabilirsiniz.

Emzirmenin Uygun Olduğu Nasıl Anlaşılır?
Eğer bebeğiniz memenizi güzel bir şekilde kavradıysa, memenizde nazik bir çekilme hissi duyarsınız. Emzirmeden önce bir gerginlik hissedersiniz. Ancak memeniz boşalınca bu his kaybolur ve rahatlarsınız.Bebeğinizin kilo alımını takip etmelisiniz. http://www.hamilemiyim.net Günde altı ile sekiz alt bezi kirletmesi normaldir. Dışkısının rengi sarı, kıvamı yumuşak ve granüllüdür.

Memelerinizin Bakımını İyi Yapın
Her emzirmeden sonra memenizin üzerinde süt bırakarak doğal bir şekilde kurutmanızda sorun olmaz. Eğer aceleniz varsa meme ucunu nazik bir şekilde kurulayın. Emzirmeler arasında meme ucunu kuru tutmak amacıyla sütyen pedlerinden kullanabilirsiniz. Ancak sık aralarla değiştirmeniz gereklidir.Banyo yaparken sabun, şampuan ve diğer temizleyicileri meme ucunuzdan uzak tutun. Meme ucu kuru ve çatlaksa lanolin içeren kremler kullanabilirsiniz. Kendi sütünüz veya zeytinyağı sürmenin de faydası olabilir.Rahat kıyafetler giyin. http://www.hamilemiyim.net Çoğu emziren anne, üst kısmı kolay açılabilen giysileri zaten tercih eder. Ayrıca emzirirken hem sizin hem de bebeğinizin üzerini saracak bir battaniye alabilirsiniz.Gebe kaldığınız dönem gibi emzirme döneminde de sağlıklı yaşamaya dikkat etmenizde fayda vardır.
Bol meyve-sebze tüketin, tam tahıllı ürünlerden yiyin.
Bol su ve sıvı alın.
Mümkün oldukça istirahat edin.
Sigara içmeyin ve doktorunuzun tavsiye ettiği ilaç dışında ilaç kullanmayın. Hasta olduğunuzda gittiğiniz doktora bebeğinizi emzirdiğinizi hatırlatın.
Fazla kafein tüketiminden uzak durun.
Alkol kullanmayın.

Emzirirken Zorlanırsanız…
Emzirmek beklediğinizden daha zor gelirse ümitsizliğe kapılmayın. Yavaş yavaş hem siz hem de bebeğiniz birbirinize alışarak daha rahat bir emzirme gerçekleşecektir. Ancak çok sıkıntı yaşıyorsanız özellikle her emzirmede acı çekiyorsanız yardıma ihtiyacınız var demektir. Her ne kadar ilk haftalar meme ucunda hassasiyet olsa da ağrı olmaması gereklidir.

Sadece Anne Sütü

Amerikan pediyatri birliği ilk altı ay boyunca sadece anne sütünü tavsiye etmektedir. Bunun yanında su veya başka sıvı vermek gerekmez. Hatta eğer meyve suyu veya diğer sıvılar erken verilecek olursa ishale bile neden olabilirler. Altı ayın sonunda doktorunuzun da tavsiyesi ile yavaş yavaş daha katı gıdalara geçiş yapılacaktır. Çoğu yeni doğmuş bebek, her iki-üç saatte bir yani günde sekiz ile oniki defa emer. İki-üç ayın sonunda günde altı veya sekiz defa emmesi yeterli olacaktır. Büyüdükçe her emzirme sırasında daha az sürede daha fazla süt emebilir. Bebeğinizin her ağlaması elbette ki, açlıktan dolayı değildir. Ancak siz neye bağlı olarak ağladığını tahmin edebilirsiniz. Emzirme sırasında emmeyi durdurur, ağzını kapatıp, meme ucundan kafasını çevirirse ya doymuştur veya kısa bir ara vermek istemiştir. Gaz çıkarmasına yardımcı olun veya tekrar meme vermeden önce birkaç dakika bekleyin. Eğer gerçekten doyduysa tekrar memeyi almayacaktır. Bebeğiniz her gün aynı miktarda emmeyecektir. Eğer bazı öğünlerde az emerse bunu diğer emmede telafi edecektir. Bebekler için beslenme zamanları, karın doyurmanın ötesinde sosyal bir aktivitedir de. Büyüme ve gelişme için gerekli besinleri alırken, bu sırada anne ile duygusal bağ da oluşur. Her besleme sırasında bebeğinize yakın olun. Gözlerine bakarak, yumuşak ses tonunda onunla konuşun. Eğer biberonla besliyorsanız, biberonu ağzında tutarken destek olun. Bu şekilde bebeğinizi rahatlatır ve kendini güvende hissetmesini sağlayabilirsiniz.

Hislerinize Güvenin
Her bebek annesi için çok özeldir. Bebeğinizin ne kadar sıklıkta, ne miktarda ve nasıl bir düzende yediğiyle ilgili endişe etmeyin. Bir süre sonra bebeğinizin yeme alışkanlıklarını öğrenecek ve sorun olup olmadığını daha rahat anlayabileceksiniz. Önemli olan düzenli kilo alıp almadığıdır. Ayrıca bebeğinizin doktoru da gelişmesini takip edecektir. Eğer yine de yemesiyle ilgili sıkıntınız varsa bunu doktoruyla görüşmenizde fayda vardır.

Hamilelik Öncesi Testler

14 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Gebeliğe karar verildiği zaman 3-4 ay öncesinde bir uzman hekime başvurarak anne adayının gebeliğin sırasında risk oluşturabilecek sorunların olup olmadığı araştırılmalıdır. Örneğin; kızamıkçık, suçiçeği gibi bazı enfeksiyon hastalıkları araştırılıp bağışıklık saptanmazsa aşıları yapılabilir. Anne adayını aile hikayesinde örneğin Akdeniz anemisi, orak hücreli anemi, akciğer kistik fibrozisi, down sendromlu bebek hikayesi gibi sorunlar belirlenebilir. Anne adayının kendisine ait şeker hastalığı, rahimde myom, sigara içimi daha önceden erken doğum yada düşük yapması gibi problemler belirlenebilir. http://www.kadindogum.tk  Bu sorunların bir kısmı için aşılama, şeker hastalığını tedavi edilmesi, veya rahimdeki myomun operasyonu gibi daha gebelik başlamadan önce yapılması gerekebilir.

Hamilelik Öncesi Testler

İlk muayene genel, fizik ve jinekolojik muayene, risk faktörlerinin belirlenmesi, laboratuar da kan sayımı, TİT, idrar kültürü, kan grubu tayini (uyuşmazlık varsa coombs test) antikor taramaları, kızamıkçık, frengi, Hepatit-B, Hepatit-C, HIV, PAP smear test, gerekli durumlarda vajinal kültür yapılmalıdır. 3.ayda erken tarama testi, down sendromu için yapılır. 4.ayda AFP testi bebeğin sinir sistemi anomalileri taramak için uygulanır. 4-6 ay arası ikinci düzey ultrasonla bebekteki yapısal anomalilerin % 60′ı belirlenebilir. 26-28.haftalarda kan sayımı, idrar tahlili ve şeker taraması yapılır. Kan uyuşmazlığı varsa coombs testi tekrarlanır ve sonucuna göre kan uyuşmazlığı için koruyucu iğne uygulanır.

Doğumdan hemen önce kan sayımı, şeker ve kanama pıhtılaşmayla ilgili testler yapılmalıdır. Riskli gebelik varsa bu yapılan testlere gereken başka testler eklenebilir