Erken Doğum

22 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Erken Doğum, anne karnındaki bebeğin otuz yedinci haftaya ulaşmadan doğumun gerçekleşmesidir. Son 10 yıldır önemli oranda artış göstererek tüm doğumların yüzde 12’si erken doğum olarak gerçekleşmektedir.

Erken Doğum Sebepleri:

•Rahmin gerginliğine bağlı olan erken doğum: Çoğul gebelikler, polihidroamniyoz, rahmin şekil bozuklukları. http://www.hamilemiyim.net
•Enfeksiyonlar nedeni ile erken doğum: Vajina ve idrar yolu iltihapları ve bu gibi.
•Kanamalar nedeni ile erken doğum: Plasentanın önde olması veya erken ayrılması.
•Bebekte gelişme geriliği veya annenin aşırı stresi ve gerginliği sebebiyle erken doğum.
Tüp bebek uygulamalarının yaygınlaşması ile günümüzde çoğul gebeliklerin sayısında artış olmaktadır. Bunun altında yatan neden ise tüp bebek uygulamalarında birden fazla embriyo transferi yapılmasıdır. Tek embriyo transferinde gebelik oranlarının düşük olması nedeniyle 2 veya daha fazla embriyo transferi tercih edilmektedir. Bu nedenle çoğul gebelikler arttıkça erken doğumlar da artış gösterebilir.

Erken doğum önceden tahmin edilebilir mi?

Erken doğumu önceden tespit etmek için yüzde yüz başarılı bir uygulama yoktur. Ancak ultrasonla rahim ağzı uzunluğunun ölçülmesi ve fetal fibronektin tayini uyarıcı olabilir. Rahim ağzı ölçümlerinde tehlike sınırı 2,5 cm’nin altı olarak kabul edilmektedir. Bu durumdaki anne adaylarına yatak istirahatı önerilmektedir. Progesteron hormonunun daha önce erken doğum yapanlarda önleyici olarak kullanılması ile erken doğum oranının yüzde 35–40 azaldığını gösteren çalışmalar vardır. Ancak tüm erken doğum vakalarında bu hormonun işe yarayacağı kesin değildir.

Erken doğum engellenebilir mi?

Maalesef erken doğum başladığında bunu engellemek için kullanılan ilaçların, sonucu etkilediğini gösteren yeterli delil yoktur. Erken doğum tedavisinde esas amaç biraz zaman kazanıp bu sırada bebeğin akciğer olgunlaşmasını sağlayan ilacı kullanmaktır. Bu uygulamayı 24–34 haftalık hamileliklerde yapmak gerekir. Bu arada yenidoğan döneminde görülebilen grupB streptokok enfeksiyonunu önlemek için koruyucu antibiyotik verilir.

Erken doğan bebeğin hayatta kalıp kalamayacağı, kaç haftalıkken doğduğu ve doğum yapılan yerin yoğun bakım imkanları ile ilgilidir. 30 haftalıkken dünyaya gelen bebeklerin yüzde 97’si hayatta kalabilmektedir. 28’nci haftadan öncesi ise oldukça risklidir.
http://www.kadindogum.tk

Hamile Kıyafetleri

22 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Hamileler günlük kıyafetlerine her zamankinden daha çok önem vermeliler. Gün içinde vücudu sıkmayan rahat kıyafetler tercih edilmelidir. Çünkü gebelik süresince vücut şekli sürekli olarak değişecektir. Bu nedenle kan dolaşımının en uygun şekilde devam edebilmesine imkan sağlaycak hamile elbiseleri uygun olacaktır.

Hamile kadınlar iç çamaşırı tercihlerini, terletmeyen ve tercihen sentetik içermeyen ürünler olarak kullanmalılar. Gebelikte kullanılan sütyenler, büyüyecek olan göğüslerinize göre bir beden büyük olmalı ve metal bölümleri olmamalıdır. Bu hassas sürede vajinal mantar enfeksiyonlarına ya da terlemeye yola çabilecek, cildinizin nefes almasını engellecek iç çamaşırları tercih etmemelisiniz.

Hamile iken giyilen ayakkabılarınız düşük topuklu, ayağınızı sıkmayan ve rahat olmalıdır. Çoraplarınızı kan dolaşımınızı engel olacak derecede sıkı lastikli olmamalı.

Hamilelikte korse giymeniz doğru değildir, ancak hamileliğinizden önce var olan veya hamileliğinizle ortaya çıkan ortopedik problemleriniz sebebiyle, ortopedi ve fizik tedavi doktorlarının uygun görmesi ile kullanılabilirsiniz.

Suni Sancı

22 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Suni sancı, henüz başlamamış olan doğum sancılarını başlatmak için çeşitli yöntemlerle doğumu başlatmaktır. Doğum yaklaştığında bazı kasılmalar olur. Rahimde meydana gelen bu kasılmalar sıradan kasılmalar değildir. Belli bir ritim halindedir. Kasılmalar rahim tepesinden bebeği aşağıya, rahim ağzına yönlendirir. Rahim ağzındaki açılma 10 cm olunca doğumun ikinci evresi olan bebeğin vagene doğru geçişi başlar. Bu sırada sancılar devam etmektedir. Bu bebeği vagende ilerletir ve nihayet son aşamada bebek vagenden dışarı çıkar. Böylece bebek doğmuş olur.

Suni sancı, bebeğin doğması için gereken rahim kasılmaları gerektiğinden zayıfsa ve bebeğin doğumu için geçen zamanda uygun ilerleme olmuyorsa devreye girer. Rahimdeki kasılmalar ilaç yardımı ile kuvvetlendirilir. Böylelikle doğum ilerler ve bebek doğar.

Suni sancıya başvurulan durumlar nelerdir.

• Eğer doğum 10 günden fazla gecikmişse,

• Gebe kadında preeklampsi (loğusa humması) görülmesi durumunda,

• Anne karnındaki bebek gerektiği gibi büyümüyorsa,

• Su kesesi patlamış ancak 24 saat geçmesine rağmen hala sancılar başlamamışsa,

• Plasentada önemli derecede ayrılma varsa

• Eğer anne adayının şeker hastalığı varsa ve bebek normal kilonun üstündeyse

Suni sancıyla doğumun olumsuz yanlarından biri, doğumun normalden daha uzun sürede gerçekleşmesidir. Ama bu durum her zaman böyle olmaz. Bazı doğumlar beklenilenden daha kısa sürebilir. Çok sıkı takip ve birçok parametreyi aynı anda değerlendirmek, anne ile bebeğini riske atmamak gerekir

Anne sütünün artması için

22 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Daha Sık Emzirin: Yenidoğan bebeğinizi en az 2 saatte bir emzirin, uyuyorsa uyandırın. Gece ise, 4-5 saatten uzun uyumasına izin vermeyin, uyandırıp emzirin. Bebeğin sık sık emmesi anne sütünü arttıracak en önemli etkendir. Bu durum, ilk günlerde yeni anne için biraz yorucu olsa da, emzirmenin başarıyla sürmesi ve bebeğin kilo alması ona bu ilk sıkıntıları unutturacaktır.

Emzirmek İçin Göğsünüzün Dolmasını Beklemeyin: Göğsünüzde her zaman bebeğe yetecek süt vardır, emzirme sırasında da, hormonal uyarıyla vücut yeniden süt üretecektir. Göğüslerin çok dolu olması bebeğin daha çok doyduğunu göstermez. Aynı şekilde, bazen pompayla sütü sağan anneler gelen miktar karşında hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar. Pompayla çektiğiniz miktar, bebeğin memede ne kadar alabildiğinin bir ölçüsü değildir. Bebeğin yeterince beslendiğini ancak kilo alışıyla anlayabiliriz.

Daha Uzun Süre Emzirin: Bebeğin belli bir süre değil, bir göğsü bitirene kadar emmesini sağlayın, sonra da öbür göğse geçin. Böylece, hem önce gelen sulu sütü, hem de sonra gelen yağlı sütü alacak, vücudunuz da süt yapımı için gereken uyarıları almış olacaktır.

Emzirme Sırasında Bebeği Mümkün Olduğunca Çıplak Bırakın: Emerken kolay yorulup bırakan, uyuyakalan bebekler; bezleri kalacak şekilde soyulup anneyle cilt teması sağlanırsa daha uzun ve etkili emmeleri sağlanabilmektedir. Üşümemesi için bir örtü ile korunarak emmesi sağlanabilir. Emerken özellikle bebeğe eldiven giydirmemeli, anneye dokunabilmesine fırsat vermeliyiz.

Emzirmeye ve Kendinize Odaklanın: Yenidoğan bebeğini emziren anne önceliğinin emzirme olduğunu bilmelidir. Dinlenmeye, dengeli beslenmeye zaman ayırmalı, babadan emzirme dışı işlerde yardım almalıdır. Ev işlerini de bebekle birlikte mükemmel bir şekilde yürütmesi gerekmediğini kabullenmeli, her şeyi hallederim deyip kendini strese sokmamalıdır.

Biberon, Emzik Vermeyin: Emzirme dengesi kurulup bebek kilo almaya başlayana kadar (tercihen ilk 1 ay ) bebeğe biberon, emzik vermeyin. Böylece tüm emme faaliyetini memede gerçekleştirecek, süt yapımını uyarmış olacaktır.

Polihidramniyos

22 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Polihidramniyos anne karnındaki bebeğin içinde bulunduğu sıvıdır. Hamilelerin karşılaşabileceği pek çok sorundan biri de bebeğin suyunun normalden fazla olması durumudur. Tıbben Polihidramniyos olarak adlandırılan bu rahatsızlığın en belirgin özelliği hamilenin karnında fazla büyüme ve gerginlik görülmesidir. Anne karnının fazla büyümüş olması veya gerginlik hissinin oluşması bebeğin suyunun fazla olduğu anlamına gelebilir. Eğer anne adayında Polihidramniyos şüphesi varsa ultarasonla amniyon sıvısı, amniyon sıvısı ölçümü ile ölçülür. http://www.hamilemiyim.net Amniyon sıvısının toplam 250′den fazla olması veya ek cepte 80′den fazla ölçülmesi bebeğin suyunun fazla olduğunu gösterir.

Polihidramniyos’un pek çok nedeni olabilir. Anne adayında şeker hastalığı olması, bebekte yutmasını engelleyecek sindirim sistemi veya merkezi sinir sistemi anomalileri oluşması, solunum yolu problemleri, doğumsal kalp hastalıkları, diyafragma hernisi, fetus veyenidoğanda derialtı ve seröz kavitelerde aşırı miktarda sıvı toplanması, anne karnındaki bebekte enfeksiyonlar, çoğul gebelik gibi neden başlıcalarıdır.Ancek bazen polihidramnios teşhisi konduğu halde ne bebekte ne de annede bir anormallik saptanmaz. Bu durumlarda hamilelik sürecinde ve bebekte bir sorun yoktur.

Anne adayında bebeğin suyunun fazla olduğu belirlendiği durumlarda öncelikle dikkatli bir ultrasonografik anomali taraması yapılır. Bu taramada fetüste göğüs içerisinde veya karın içerisindeki organlarda bir anomali, beyin anomalisi olup olmadığı araştırılır. Ardından anneye ait nedenler incelenir. Annede şeker hastalığı olasılığını araştırmak için kan şekeri testi yapılır. http://www.hamilemiyim.net

Hamilelikte bebeğin suyunun fazla olmasının olası riskleri arasında aşırı gerilmeye bağlı olarak erken doğum ağrıları, su kesesinin açılması yer alıyor. Anne adayında suyun aniden boşalması kordon sarması veya plasenta ayrılmasına (dekolman) neden olabilir. Bebeğin suyunun fazla olması durumlarında çok sık olmamakla birlikte uygulanan tedavi şekli fazla suyun enjektörle çekilmesi. (amniosentez) Ancak bu yöntem erken su gelmesi, Rahim içi enfeksiyon, dekolman plasentaya neden olabilir

Gebelik Ve karın ağrısı

20 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Hamilelerde karın ağrısı ciddi yakınmalardandır. Daha çok hamileliğin erken dönemlerinde pek çok hamile kadın karın ağrısından yakınır.

Erken dönemlerde ortaya çıkan karın ağrısı adet gecikmesini takip eden ilk birkaç gün içinde bile ortaya çıkabilir. Çoğu kadın bunu adet olacakmışım ancak olamıyormuşum şeklinde tarif eder.

Hamilelik sürecinde görülen karın ağrısının en önemli nedenlerinden birisi rahimi yerinde tutan bağların gerilmesidir. Kadının rahim büyüdükçe, rahimi yerinde tutan ve çevreleyen kenar zarlarında gerilmeye meydana gelirneden olur. Bu gerilme ağrıya neden olur. Bu tür ağrılar genel tarife göre bıçak saplanır tarzdadır. Karın ağrıları her dönemde görülebileceği gibi 12-20. haftalar arasında daha yoğun oluşur. Karnın tek tarafında ya da her iki yanında görülebilir. Bu ağrıların herhangi bir klinik önemi yoktur.
Ayrıca hamilelik dönemindeki kabızlık ve mide yanması da zaman zaman karın ağrısına neden olabilir. Gebeliğin ileri dönemlerinde büyüyen rahimin yarattığı baskı nedeni ile kaburgaların alt kısımlarındada ağrılar duyulabilir. Yine ileri dönemlerde braxton hicks kasılmaları olarak adlandırılan rahim kasılmaları da ağrıya ya da karında rahatsızlığa neden olabilir. Bebeğin hareket ederken sürekli bir dokunması da o bölgede hassasiyete yol açabilir.

Büyümüş olan uterus zaman zaman çevre dokulara ve sinirlere bası yaparak ağrıya yol açabilir. Kasıklarda ve bacaklarda karıncalanma iğnelenme şeklinde his değişiklikleri fark edilebilir.

Bunlar gebelik sırasında normalde görülebilecek ve herhangi bir önemi olmayan ağrılardır. Ancak karın ağrısı çok değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir ve hem bebeğin hem de annenin sağlığını tehdit eden bir durum olabilir.

Örneğin belirli aralıklarla gelip giden ve karının alt kısmında şiddetli kramplar şeklinde hissedilen ağrılar düşüğün ya da erken doğumun belirtisi olabilir. Yine çok erken dönemde karın ağrısı dış gebeliğin bir belirtisi olabilir. Son dönemlerde ise plasentanın erken ayrılması ya da preeklampsi belirtisi olabilir.

Bunlar dışında gebelik ile ilgisi olmayan nedenler de karın ağrısına yol açabilir. Apandisit, böbrek taşı, idra yolu enfeksiyonu, dejenere olan miyomlar, hatta mide delinmesi bile karın ağrısı şikayeti ile kendini belli eder. Bu nedenle her ne tür olursa olsun karın ağrısı şikayetiniz ortaya çıktığında mutlaka doktorunuzla irtibata geçmeli ve onun görüşünü almalısınız.

Çinko

20 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Çinko vücud için son derece gerekli minerallerden biridir. Büyüme ve gelişimin yavaşlaması, ciltte döküntüler, bağışıklık sistemi bozuklukları gibi birçok sorunlara yol açan çinko ekskliği, özellikle hamileler için büyük önem taşımakta.

Çinko, proteinlerin ve hücre zarının yapısında yer alan minerallerden biridir. Çinko eksikliği, proteinlerin dengelenmesini sağlayan hücrenin işlevinin bozulmasına ve oksidasyon denen hasar veren durumlara karşı hassas hale gelmesine sebep olur. Ayrıca genlerin sorumlu olduğu proteinleri üretmesi üzerinde de etkilidir.

Aşırı çinko eksikliği, çocuklarda büyüme ve gelişimin yavaşlaması ya da tamamen durmasına, ciltte döküntülere, şiddetli ishal a, yaraların iyileşmesinde gecikmelere, iştahsızlığa, tat alma duyusunda bozulmalara, gözün kornea tabakasında şişme ve bulanıklaşmalara, davranış bozukluklarına yol açar.

Çinko yeni doğanlar, çocuklar, hamile ve emziren kadınlar, ağızdan beslenemeyip hastane koşullarında damardan beslenmesi gereken kişiler, anoreksiya nervoza gibi şiddetli beslenme bozukluğu olan kişiler, çölyak hastalığı ya da kısa bağırsak sendromu gibi hastalığı olanlar, crohn ya da ülseratif kolit gibi kronik bağırsak hastalığı olanlar ve 65 yaş üstü kişiler için son derece önemlidir.

İstenmeyen gebelikler ve kürtaj

20 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Bebek anne ve babası için en uygun zamanda doğduğunda aileleri için mutluluk kaynagı olurlar. Ne yazik ki bugün ülkemizde pek çok çocuk istenmeden ya da planlanmadan doğmaktadır. Ailelerin istedigi zamanda anne baba olabilmeleri için gebelikten korunma yöntemlerinin tümünü, nasil etki yaptıklarını ve özelliklerini bilmeleri, sonra da kendilerine uygun bir yöntem seçerek bunu doğru olarak kullanabilmeleri gerekir.

Seçilen korunma yöntemi, saglığa zararı olmadan uzun süre kullanılabilir. Kullanım bırakıildığında tekrar hamile kalınabilir. Eğer hiç cocuk istenmiyorsa kadında tüplerin, erkekte meni kanallarının küçük bir operasyonla bağlanması gibi, gebeliği kalıcı olarak engelleyen yöntemler de vardır.

Kürtaj  ise son seçenektir. Ülkemizde 10 haftaya kadar gebeliklerin istege baglı olarak sonlandırılması yani kürtaj yasaldır. Kürtaj işlem için evli kadınların eşlerinin de onayını almaları gerekmektedir. 18 yasindan büyük bekar kadınlar ise, gebe kaldıklarında sadece kendi istekleriyle gebeliği sonlandırtabilirler, yani kürtaj olabilirler. 18 yaşından küçüklerde ise kürtaj için kişinin anne babasının onayı gerekmektedir.

Ovulasyon testi

20 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

KULLANIM TALİMATI
Lütfen, Test öncesi tüm kullanım talimatlarını ve “Sorular ve Cevaplar” bölümünü dikkatlice okuyunuz.

İlk testi ne zaman yapmalıyım ?
1) İlk testin yapılacağı günü tespit edebilmek için önce kendinizin siklus dönemi uzunluğunu hesap etmeniz gerekir.
Siklus dönemi uzunluğunuzu adet kanamanızın birinci gününden bir sonraki adet kanamanızın birinci gününe kadar sayarak hesaplayabilirsiniz.
2) Aşağıdaki tabloya bakarak siklus dönemi uzunluğunuzun karşısında bulunan günde ilk testi yapınız.
3) Siklus dönemi uzunluğunuz her ay değişiyorsa en kısa siklus dönemi uzunluğunu dikkate alarak tabloya bakınız.
4) İlk test günü sonuç negatif ise ertesi günler testi yapmaya devam ediniz.
5) Test sonucu pozitif ise ertesi günler test yapmaya gerek yoktur. Kalan testleri diğer aylar yapabilirsiniz.

TABLO:
Siklus dönemi uzunluğunuz 21 gün ise
adet kanamanızın birinci gününden sayarak beşinci gün ilk testi yapınız

Siklus dönemi uzunluğunuz 22 gün ise
adet kanamanızın birinci gününden sayarak altıncı gün ilk testi yapınız

Spiral

19 Ağu 2009 Kategori: Jinekoloji

Spiral

Spiral koruyuculuğu oldukça yüksek bir doğum kontrol yöntemidir, fakat her yöntemde olduğu gibi spiral kullanırken de hamile kalma riski mevcuttur. Tanıdıklarınızdan veya arkadaşlarınızdan spiral takılıydı ama hamile kaldı, ifadesini nispeten sık duymanızın nedeni spiralin toplumda oldukça sık kullanılan bir yöntem olması ve insanlar arasında “hayret yaratan bu durumun” dilden dile çabuk bir şekilde aktarılmasıdır.

Spiral Doğum yapmamış kadınlara takılamaz mı?

Diğer doğum kontrol yöntemleri gözden geçirildikten sonra, daha etkili başka bir yöntem bulunamazsa, daha önceden doğum yapmamış olan kadınlara da spiral takılabilir.